ARA
İSLAM ALİMLERİ ANSİKLOPEDİSİ

Osmanlı âlimlerinden. Yetmişyedinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. İsmi Osman’dır. Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Efendi’nin oğludur. Pîrî-zâde Osman Sâhib Efendi diye bilinir. Şiirlerinde “Sâhib” mahlasını kullanmıştır. 1122 (m. 1710) senesinde İstanbul’da doğdu. 1183 (m. 1770) senesinde İstanbul’da vefât etti. Aksaray’da Murâd Paşa Câmii bahçesinde medfûndur.

İlk eğitim ve öğrenimini babasının yanında gördü. Zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Yüksek ilmî dereceye ulaşınca, müderris olup birçok medreselerde ders okuttu. Kâdılık mesleğini seçip, 1151 (m. 1738) senesinde Galata mevleviyyetine (kadılığına) ta’yin edildi. 1157 (m. 1744) senesinde Mekke-i mükerreme pâyesiyle taltif edildi. 1158 (m. 1745) senesinde İstanbul kadılığına getirildi. 1165 (m. 1751) senesinde Anadolu kadıaskerliğine, 1169 (m. 1755) senesinde Rumeli kadıaskerliğine yükseltildi. Bir müddet sonra 1170 (m. 1756) senesinde bu vazîfeden ayrıldı. Birkaç sene Bursa’da ikâmet etti. 1175 (m. 1761) senesinde ikinci defa Rumeli kadıaskerliğine getirilip, bir müddet sonra yine vazîfeden ayrıldı. 1179 (m. 1765) senesinde üçüncü defa aynı vazîfeye getirildi. Şeyhülislâm Veliyyüddîn Efendi’nin vefâtı üzerine, Pâdişâh Üçüncü Mustafa Hân tarafından, 1182 (m. 1768) senesinde şeyhülislâmlık yüksek makamına getirildi. Sultan Üçüncü Mustafa Hân zamanında meydana gelen Osmanlı-Rus savaşları sebebiyle, memleketin ve milletin içine düştüğü sıkıntılı durumlardan dolayı çok üzüldü. Şeyhülislâmlık yüksek makamında adâlet ve doğruluk üzere 1 yıl 4 ay 7 gün kaldıktan sonra, bu üzüntü sebebiyle hastalanıp vefât etti.

Uzun müddet ulemâ arasından kıymetli zâtlar yetiştiren, devlete ve millete çok faydalı hizmetler veren Pîri-zâde ailesinin bir ferdi olan Osman Sâhib Efendi, aklî ve naklî ilimlerde derin âlim, dînini, vatanını ve milletini çok seven, fazilet ve güzel ahlâk sahibi bir zât idi. Cömert ve kerem sahibi olup fakir fukaraya yardım etmeyi severdi. Edib ve şâir olup, “Sâhib” mahlasıyla yazdığı kıymetli şiirleri vardır. Kaynaklarda eseriyle ilgili bilgiye rastlanmamıştır. Şu beyt onun şiirlerindendir.

Gönül yap, zâhidâ, Beyt-i Hudâdır, tâat istersen, Muhakkaktır ki bâb-ı Cenneti hatirşiken açmaz.

Ma’nâsı: Eğer tâat edeyim dersen, gönül al. Zîrâ gönül, Allahü teâlânın nazargâhıdır. Şurası muhakkaktır ki, hatır, kalb ve gönül kıran Cennetin kapısını açamaz.

¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

1) Devhat-ül-meşâyıh sh. 103

2) İlmiye salnamesi sh. 536

3) Kâmûs-ül-a’lâm cild-2, sh. 1587

ALFABETİK SIRA
HİCRÎ ASIRLAR