ARA
SORULARLA İSLAMİYET / SUAL-CEVAB

Taş olan ekmek

Zengin kadının biri,
Yaşar krallar gibi.

Uşaklar, hizmetçiler,
Erzakla dolu kiler.

Fakat kadın çok cimri,
Gelse fakirin biri,

Konuşturmadan kovar,
Başından hemen savar.

Yandaki viranede,
Yıkık dökük hânede,

Yaşar başka aile,
Başlarında gaile.

Hepsi de hasta ve aç,
Yavan ekmeğe muhtaç.

Dul anne ve üç çocuk,
Mevsim kış, hava soğuk,

Fakir, zengine varır,
Ağlayarak yalvarır:

“İstemeye utandım.
Affınıza sığındım,


Bir parça ekmek verin!
Rıza-i Hakka erin!


Aç ve hasta küçükler,
Sizlerden medet bekler.”


Cimri dönüp giderken,
Der, aldırış etmeden:

“Hiç ekmeğim yok inan,
Olsa vermez mi insan?


Ekmek varsa taş olsun!
Sıcak yazım kış dolsun!”


Fakir kadın üzülür,
Gözünden yaş süzülür.

Boynu büküktür yine,
Naçar döner evine.

Zengin kadın neşeli,
Sağı solu döşeli.

Hazırlar sucukları,
Çağırır çocukları.

“İstemem hiç bahane,
Sofra yine şahane…


Kızarmış yağlı ekmek,
Hoşunuza gider pek.


Çağırın hizmetçiyi,
Alıp gelsin tepsiyi!”


Hizmetçi kızın biri,
Şaşkınlıkla içeri,

Dalıp yıldırım gibi,
Der ki, “Aman yâ Rabbi!

Gördüm ki ekmekleri,
Taşa dönmüş her biri.”


“Aptal, bunda ne varmış,
Demek ekmek bayatmış.


Haydi, fırına hemen,
Üç ekmek al yeniden!”


Hizmetçi koşar gider,
Görevi ifa eder.

Ekmeği eve taşır,
Sepet de ağırlaşır.

“Ne ağır ekmekmiş bu,
Canım çıktı doğrusu.


Merak etmiştim pek,
Niye ağır bu ekmek?”


Yavaş yavaş açınca,
Üç tane taş çıkınca,

Şaşırdı cimri ana,
Çığlık atıp divana,

Boydan boya yayılır,
Ses kesilip, bayılır.

Daha sonra ayılır,
Olay halka duyulur.

Alır onu endişe,
Pişman yaptığı işe.

“Affet Allah’ım beni!
Gerçeği gördüm yeni.


Ben doğru yoldan saptım,
Dünya malına taptım.


Cimriye çıktı adım,
Belli oldu maksadım.


Kimseye acımadım,
Ekmeğe kıyamadım.


Sabah gelen fakire,
Yok dedim yalan yere.


Gözlerim kan, yaş dolu,
Sepet ise, taş dolu.


Tevbe ettim bin kere,
İşte kapanıp yere.


Neyim varsa mal, para,
Alsın, fakir fukara.”


Duası kabul olur,
Eli açık kul olur.

Gönlü hep nur içinde,
Yaşar huzur içinde.