ARA
Şuan buradasınız: Dini Şiirler Nefsini terk etmeden
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ

Nefsini terk etmeden Rabbini arzularsın,
hayvanı sen geçmeden, insanı arzularsın.

(Men arefe nefsehü, fekad arefe rabbeh),
kendini sen bilmeden, Sübhanı arzularsın!

Sen bu evin kapısın, henüz bulup açmadan,
ma’şuka kavuşacak, zamanı arzularsın.

Dışarı üfürmekle, yakılır mı bu ocak?
Gönlün Hakka vermeden, ihsanı arzularsın!

Dağlar gibi kuşatmış, tenbellik, kardeş seni,
günahını bilmeden, gufranı arzularsın!

Konuk için evin yok, hiç hazırlığın da yok,
ıssız dağın başında, mihmanı arzularsın!

Bostanı, bağı gezdim; meyvesin bulamadım,
sen söğüt ağacından, rummanı arzularsın!

Gece sayıklar gibi, anlaşılmaz söz ile,
sen de mi ey Niyazi, irfanı arzularsın?

Camı temizlemeden, aynayı arzularsın,
zünnarını kesmeden, imanı arzularsın!

Küçük çocuklar gibi, binersin ağaç ata,
tecriben yok, topun yok, meydanı arzularsın!

Karıncalar gibi sen, ufak ufak yürürsün,
meleklerden ileri, seyranı arzularsın!

Topuğuna çıkmadan, suyu deniz sanırsın,
sen dereyi geçmeden, ummanı arzularsın!

Haydi Niyazi yürü, atma okun ileri,
derdiyle kul olmadan, sultanı arzularsın!


Nefsim beni harap etti

Nefsim beni harap etti,
Ümidimi turap etti,
Hislerimi serap etti,
Nefs elinden kurtar Rabbim!

İçimde bir doymaz ejder,
Beni her an yutmak ister,
Hayatımı etti heder,
Nefs elinden kurtar Rabbim!

Gerçek bana oldu hayal,
Korkutuyor beni bu hal,
Kararmakta her gün ikbal,
Nefs elinden kurtar Rabbim


Sayısız isyanla geldim kapına

Ey, yerin göğün sahibi, ey vasfı Allahüssamed!
sayısız isyanla geldim, kapına, beni kılma red!

Lütfunla bu biçareye, fazlınla bu avareye,
affınla yüzü kareye, ey Rabbim sen eyle meded!

Asilere gufran senden, dertlilere derman senden,
adaletle ihsan senden, rahmetine yoktur aded!

Sen canların cananısın, dertlilerin dermanısın,
âlemlerin sultanısın, ben bir garibi hacetmend!

Derdime kılmazsan deva, kime varam senden başka
her iyilik ancak senden, halık, mabud Allah ehad!


Seadet istersen

Seadet istersen eğer, ey civan,
sarıl İslamiyet’e, yavrum her zaman.

Farz ve vâcib, sünnetü mendubunu,
emr-i bilma’rufunu, mecmu’unu.

Daima icrâ edip, terk eyleme,
bu küçüktür, bu büyüktür söyleme.

Hem mekruh ve haramdan kaçınmak gerek,
hele kul hakkına çok dikkat gerek.

Ehl-i sünnet olandan öğren heman,
âmil ol ilminle, fevtetme zaman.


Ne yürürsün hayal üzre

Geçirme ömrünü mümin, sakın ki, kîl-ü kal üzre!
sözün manasını anla, ne yürürsün hayal üzre?

Bu dünyanın süslerine, aman aldanma ey gâfil!
buna her kim gönül verse, geçer ömrü melâl üzre.

Bir dikkatli nazar etsen, bu dünya ehline canım,
kazanırlar para daim, bunlar cenk ve cidâl üzre.

***

Bu dünyaya neler geldi, ben diyenler geçüp gitti,
bilmeli, bu fani mülkü, yarattı Hak zevâl üzre.

Kaçarsan arkandan gelir, kovalarsan yetişmezsin,
ki, dünya gölgeye benzer, denildi bu misal üzre.

Akıllı olan bir kişi, gönül vermez bu dünyaya,
düşkün olmaz ondan yana, bilir onu kemal üzre.

Bir kalb dünyaya bağlansa, ibadet zevkini duymaz,
Onunçün Zâti bu şiiri, getirdi hasbihâl üzre.


Ne fayda

Yeni ilaç bulduk, diyor tabipler,
Lokman gibi, devâ bilse, ne fayda.
Son nefeste söylemezse, bu diller,
bülbül gibi dilin olsa, ne fayda?

Milyarın olsa da, rızkını yersin,
ecel şerbetini bir gün içersin!
Yalın ayak, başın açık gidersin,
dünya dolu, malın olsa, ne fayda!

İlmin, rütben çok olsa da kardeşim,
imanın yoksa, günah ise işin,
Secdeye hiç, koymadın ise, başın,
dünyaya diktatör olsan, ne fayda.

Sur çalınıp, yıldızlar dökülünce,
deniz kuruyup, sular çekilince,
Dağlar da, pamuk gibi atılınca,
harâmdan mal toplamışsan, ne fayda.

Cehennem, uzaktan gösterilince,
ateşin, mahşer yerine sürünce,
Sırat köprüsüne, halk yürüyünce,
aslan gibi gücün olsa, ne fayda?

Helâl, harâm demez, toplarsın malı,
Milyon olsa, dersin milyar olmalı.
Gözün aç, bu dünya fanidir fani!
gidecek, sende çok dursa, ne fayda?

Bir gün olur, götürürler evinden,
kurtuluş yok, Azrâilin elinden.
Allah adını bırakma dilinden,
bin yıl kadar ömrün olsa, ne fayda?

Zahmetli iş yoktur, İslamiyet’te,
kalbi, ruhu besler, ibadetler de.
Ne için Müslüman olmazsın, sen de?
kâfir, çok iyilik etse, ne fayda?


Kimseye bâki değildir

Mal-ü mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi?
Bir muhalif yel eser, savurur harman gibi!

Kimseye bâki değildir, mülk-i dünya sim-ü zer,
bir harap olmuş kalbi, tamir etmektir hüner.

Sim-ü zer: altın ve gümüş.


İmanın tohumu beş vakit namazdır

İmanın tohumu beş vakit namazdır,
Müslümanım diyen, kılsa gerektir.

Namazın lezzetini duyamayanlar,
ruhunu tedavi, etse gerektir.

Bilmek istersen kim, necat bulmayan,
namaza hiç ehemmiyet vermeyen!

Mizan terazide hayrın bulmayan,
ezanı işitip, gelmeyenlerdir.


Müstekîm ol

Hiç usandırma ili, il usandırmaz seni,
hileli iş yapma hem, kes dolandırmaz seni!
din düşmanından bir su, içme kandırmaz seni,
korkma kâfirden âteş, olsa yandırmaz seni!

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Her zarar, insana bil, kendi nefsinden gelir,
yüz karası âdeme, su’-i fehminden gelir
şeref-ü şan mekana hep mekininden gelir,
istikâmet insana, elbet dininden gelir.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Her şey geçer âlemde, bir hâlde yoktur sükun!
bil ki değmez teessüf etmeğe dünyay-ı dun!
İstikâmet zarardan, seni hep eyler masun.
Hak eder sâdıkların hasmını elbet zebun.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Birini tezlil için, zulümle etme iştigâl,
arkadaş kazanmağa, olur mani su’-i hâl,
yüz suyu dökme sakın, hem de etme kil-ü kal,
müstekîm ol, hep çalış, verir elbet Zülcelâl.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

İster ise hıfz eder, hep Allahü lem yezel,
ırzına müminlerin, düşman verse de halel,
tâ ezelden söylenir, halk dilinde bu mesel:
celb eder mükâfâtı, insana elbet amel.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

At riyayı, tezyin et, ihlasla ef’âlini,
boş buğazlık eyleme, fikr et önce kâlini!
ne türlü saklayayım, desen de ahvâlini,
Hak teâlâ a’lemdir, bilir bütün hâlini.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Mağrur olmaz mal ile, mülk ile, ehl-i hired,
insanın işi döner, her şeye vardır bir had,
ölüm vakti gelince, kimseden gelmez meded,
nefsine uyma sakın, hâk olur bir gün cesed.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Sonsuz cihanı düşün, zıllı âbâd eyleme,
Ehl-i sünnet kitabı, oku inâd eyleme,
fırsat eldeyken uyan, ömrü berbâd eyleme,
yakmağa sürükliyen fi’li mu’tâd eyleme!

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Hâline şeytan güler, görünce bu gafleti,
kendine gel azizim, güldürme ol şirreti,
hâin olma, cihana, ver keremle şöhreti,
her şeyin üstündedir, hüsn-ü hulkun rif’ati.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!


Yürü dünya yürü

Dünya geçicidir, burda kalınmaz,
ne kadar mal olsa, murad alınmaz,
gafil olma sakın, geri dönülmez!

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır.

Hâlıkın dururken, mahluka tapma,
şeytana uyup da, yolundan sapma,
haramlara dalıp, dinini yıkma!

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır!

Azık topladın mı yola çıkmaya?
Işık edindin mi aydınlanmaya?
İki melek gelir sual sormaya.

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır!

Ölünce, çözerler belin, kuşağın,
gözüne görünmez, oğlun, uşağın,
yakasız kefendir, örtün, döşeğin.

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır!

Paran, apartmanın arkada kalır,
ummadığın gelir, hepsini alır,
gayrılar yer, içer, senden sorulur.

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır!

Münker Nekir gelir, çınarlar gibi,
gözleri yanıyor, şimşekler gibi,
sorguya çekerler, gök gürler gibi,

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır!

Cehennemin, yedi türlü yapısı,
herbirinin ateşlendir kapısı,
seksen yıllık yoldan gelir kokusu.

Yürü dünya yürü, sonun virandır,
bin yılından sonra, ahir zamandır!


Yalvar güzel Allaha

Öğüdüme darılma
Yalvar güzel Allaha!
Yolundan hiç ayrılma
Yalvar güzel Allaha!

Namazını kılarak
Orucunu tutarak
Zekatını vererek
Yalvar güzel Allaha!

Bir gün gözlerin görmez
Kulakların işitmez
Bu fırsat ele girmez
Yalvar güzel Allaha!

Sağlığı ganimet bil
Her saati nimet bil
Yalvarmayı izzet bil
Yalvar güzel Allaha!

Ömrü boşa geçirme
Nefsine kuvvet verme
Başkalarını yerme
Yalvar güzel Allaha!

Fırtına gibi esme
Salihlere hiç küsme
Allah’tan ümit kesme
Yalvar güzel Allaha!

Seherde yağar rahmet
Bilmelisin ganimet
Gitsin kalbdeki zulmet
Yalvar güzel Allaha!

Allah’ın adın yâd et
ruhun ve kalbin şâd et
Bülbül gibi feryat et
Yalvar güzel Allaha!


Yüzün dön, iltica eyle

Ölüm vardır, gafil olma, sakın meyletme dünyaya!
Kapılma mal-ü emlake, sakın aldanma dünyaya.
Çalış emr-i ilahiyi yettikçe icraya!

Gelenler hep sefer eyler, muhakkak dar-ı ukbaya!
Yüzün dön, iltica eyle, Cenab-ı Zât-ı Mevlaya!

Bu dünya bir köprüdür, her gelen bir bir geçer durmaz!
Hani aba-ü ecdadın, ne oldu, kimseler sormaz.
Hani annen, baban nerde, bu dünya kimseye kalmaz.

Gelenler hep sefer eyler muhakkak dar-ı ukbaya.
Yüzün dön, iltica eyle, Cenab-ı Zât-ı Mevlaya!

Ecel bir gelir, ondan aceb kurtulan var mı?
Hiç ölmem diyenler ölmüş, bakın hiç kurtulan var mı?
Hani şahlar ve sultanlar, bakın hiç nişan var mı?

Gelenler hep sefer eyler muhakkak dar-ı ukbaya,
Yüzün dön, iltica eyle, Cenab-ı Zât-ı Mevlaya.