ARA
Şuan buradasınız: Dini Şiirler Seadet-i ebediyye
SORULARLA İSLAMİYET / SESLİ

Ey kalbi İslam ile yanan, sevdiğim, gençler!
Bütün İslamiyet'ten, size nümunedir bu!

İlim ile marifettir, hep içindekiler,
Hakikaten bulunmaz eşsiz hazinedir bu!

En büyük âlimlerin, en büyük velilerin,
En meşhur simaların, en ulvi gönüllerin,

Âleme ışık tutan, hayat sunan ellerin,
Kalem ve kalblerinden, sızan bir katredir bu!

Resulullahın yolu, hakiki Müslümanlık,
Ve her iki cihanda, aranılan sultanlık,

Sulhda her an çalışan, harplerde kahramanlık,
Gösteren ceddimizden, bize emanettir bu!

Her kelimesi huccet, ilimdir her cümlesi,
Dinle budur hakiki, İslamiyet'in sesi.

Kalbden pasları siler ve arttırır hevesi,
İşte başlı başına, bir İslamiyet'tir bu!


Neylerim

Canan elinden gelmişim,
fani mekanı neylerim,
Ol mülke meylim salmışım,
ben bu cihanı neylerim.

Hep itibarım atmışım,
aşıklığa el katmışım,
Ben nefsi dosta satmışım,
bu düşmanı neylerim.

Aşkı tabibim kılmışım,
derdinde derman bulmuşum,
Abdülhakimi görmüşüm,
yünaniyanı neylerim.

Ma’rifet tadın almışım,
fenâ tahtına varmışım,
Mahfice sultan olmuşum,
dünya varlığı neylerim.

Her ne gelirse yahşidir,
zirâ o dostun bahşidir,
Çün cümle onun işidir,
ben bed gümanı neylerim.

Gerçi zaman devran ile,
pir etti cismim şan ile,
Gönlüm civandır can ile,
pir-ü civanı neylerim.

Yâri bana bes görmüşüm,
ağyârı dilden sürmüşüm,
Ünsile tenhâ durmuşum,
ben ins-ü canı neylerim.

Dilden dile bin tercüman,
varken ne söyler bu lisan,
Çün can-ü dildir hem zeban,
nutk-u beyanı neylerim.

Şimdi! cemi’i halktan,
müstağniyim billâhi ben,
Hallâk-ı âlem var iken,
halk-ı zamanı neylerim?


Pervaneden al gizli

Aldın mı kalb yoluyla, yektâ haberini sen,
duydun mu hem Yusüf ve Züleyhâ haberin sen?
Kalbini nice yıllar, ağlatmadı mı bu aşk,
alsan n’olur doğruca, Leylâ haberini sen?

Dağlar dahi duramaz, onun yüzüne karşı,
âlime sor Tur ile, Musâ haberini sen!
Sular gibi yüzünü, yere sür, durma yüksek,
alçaklarda bulursun, deryâ haberini sen!

Âlemde nice yüz bin kişi, aşktan bahseder,
sorma o mecnunlara Mevlâ haberini sen!
Bülbüle bakma sakın, aşık olayım dersen,
pervaneden al gizli, sevdâ haberini sen!


Seni seven âşıkların

Seni seven âşıkların
gözü, gayra bakmaz imiş
seni maksut edinenler
dünya ahret anmaz imiş.

Sana gönül verenlerin
İlmi sana erenlerin
gözü seni görenlerin
talihleri sönmez imiş.

Ölmez imiş aşık canı
hiç çürümez imiş teni
aşk her kimi kıldı fani
ona zevâl ermez imiş.

Emrine baş eğenlerin
vuslatına erenlerin
bülbül gibi ötenlerin
kimse dilin bilmez imiş.

Aşkın ile bilişenler
senin için sevişenler
halvetine erişenler
ölümden hiç korkmaz imiş.

Helal lokma yutmayanlar
Gönülden kibri atmayanlar
Aşk tadını tatmayanlar
kalbi temiz olmaz imiş.


Şükür Hakka, daim sözü dağların

Kış günleri gidip, bahar gelince,
açılır gafletten, gözü dağların.
Donanır, süslenir, gonca güllerle,
geçmez bülbüllere, nazı dağların.

Gece gündüz, tesbihledir işleri,
Allah, Allah söyler, daim kuşları.
Göklere uzanmış, sanki başları,
dua kıblesine, yüzü dağların.

Kudretten, hepsine, hulle biçilir,
Hak rahmeti, üstlerine saçılır,
Türlü türlü, çiçekleri açılır,
Cennet-i a’lâdır, yazı dağların.

Bakıp doyulmaz, yeşil alanlara,
hidayetler olur, Hakdan anlara.
Esen yeli, safâ verir canlara,
miskü anber kokar, tozu dağların.

Bir yanda, zanbaklar, bir yanda lâle,
ırmakları benzer, âb-ı zülâle,
(Sebbe-ha) manası, geliyor dile,
şükür Hakka, daim sözü dağların.


Üç şey lazımdır önce

Herkese üç şey çok lazımdır önce,
biri, iman edinmektir iyice,

Biri, İslam’a uymaktır her yerde,
fıkhı iyi öğrenmeli elbette.

Bir de ihlastır, her işte daima,
şöyle ki, hiç olmaya ucb-ü riya.

Bu üçü birden tahakkuk etmeli,
böyledir, İslamiyet’in temeli.

Hem bu ihlas olmasa, makbul değil,
tasavvuftur ihlasın kaynağı bil!


Veliyyi kâmil

Zahirde muhtaç görünür hizmete,
bâtını imdat ediyor herkese.
Zahirine bakan aldanır elbet,
Özünü görene ulaşır himmet.

Hak teâlâ dostlarını gizledi,
bâtını zahirle mestur eyledi.
Zahirleri İslamiyet miratıdır,
batınları Hakkın nazargâhıdır.

Aşıka dertlerin verdiği safa,
dediler ki, nimetlerde yok asla.
Gafiller buna inanmazlar amma,
Kur’anda bildiriyor Hak teâlâ.

Veli sohbetinde bulunsa kişi,
kalb gözü açılır, nur dolar içi.
Nefsin arzuları hoş gelmez olur,
bu sırrın perdesi hemen çözülür.

İslamiyet'e yapış, bir Veli ara!
bulmazsan, sevmek de yetişir sana!
Bu iki nimete ermiş olanlar,
Veliyyi kâmilden feyiz alırlar.

Resulün kalbinden fışkıran nurlar,
muhabbet yolundan bunlara akar.
Abdülhakim Arvasi, Veli idi,
sözleri, işleri, buna delil idi.

Seyyid Fehim’den, almıştı icazet,
her halinde görünürdü keramet.
Arifi tanımak zor olur sanma!
Her işi uygundur Resulullaha!

Sözü, işi, Peygambere uymayan,
her ne derse desin, durma kaç ondan!
Amel, yapılan işler demektir.
Amel ve iman İslamiyet’tir.

İman inanmaktır, amel yapmak,
ikisi iledir Müslüman olmak!
İnananlar yetmiş üç fırka oldu,
hak yolu yalnız, (Ehl-i sünnet) buldu.


İlimsiz bir şey olmaz

İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır,
Karanlık yollarda o, en aziz arkadaştır.

Ondan sadık dost olmaz, ondan vefalı yâr yok,
Her şeyde zarar olsa, onda asla zarar yok.

İlim, uçsuz bucaksız, bir ummanı andırır,
ilimden başka her şey, insanı usandırır.

Nasıl kıymetli olmaz, Allah onu övüyor,
Bak Nebi-yi muhterem, bir hadiste ne diyor:

Ara, her yerde ilmi, o yer ister Çin olsun!
İlim öğrenmek farzdır, her mümin için olsun.

Bak Ali-yül-mürteza, ne diyor dinlesene:
(Köle olurum bana, bir harfi öğretene).

Âlimler, dini İslamı, yıkılmaktan kurtarır,
Onlar şu yer yüzünde, zılli sıfatullahtır.

Mürekkebi ulema, azizdir hatta şundan:
fi sebilillah akan, şehitlerin kanından.

Çünkü, cihad-ı ekber, ancak ilimle olur,
Kıyamette ilmiyle âmil olan kurtulur.

Âlim, zahidden üstün, zühd, ilmin altındadır,
Âlimler, ahirette, nebiler yanındadır.

Deme cihanda âlim, kalmadı, belki vardır,
aç gözünü, kalbinden zulmet perdesin kaldır!

Bu dinin âlimleri, hadisle övüldüler,
Beni İsrail’deki nebiler gibidirler.

Âlimlerin bir sözü, yıllarca, baki kalır,
insanı en alçaktan, yükseklere kaldırır.

Şimdi âlim bulmak zor, o halde ne yapmalı?
Onların kitabını durmadan okumalı!

Kitab, altın bir kafes, ilim içinde kuştur,
Kafesi satın alan, kuşa malik olmuştur.

Sarıl kitaplara ki, kalbin nur ile dolsun,
önce okuyacağın, Kur'an-ı kerim olsun!

Sonra, kıymetli eser, Buhari ve Müslimdir,
badehu Mektubat-ı İmam-ı Rabbanidir.

Tesavvuf ile fıkıh, burada vaslolmuştur,
öyle bir âlimdir bu, hadisle övülmüştür.

Harikalar menbaı, hiç duyulmayan sözler,
Asırlarca çözülmez, ne meseleler gizler

Hepsi Mektubatta ve tercümesinde vardır,
onsuz kurtuluş zordur, onsuz ilim, noksandır.

Eshab-ı kiram risalesi de, gör, ne iyi,
oku! Güzel anla da, takdir et sahabeyi.

Mektubat tercümesi, ebedi seadettir,
Çok şükür her yerde var, tamamı bil, üç cilttir.

İbni Abidine bak, bir derya ki, sonsuzdur!
Hanefi’de en büyük fıkıh kitabı budur.

Gör, İhya-ül-ulumu, Kimya-ı saadeti,
Gazaliyi yâdından çıkarmazsın ebedi.

Riyadunnasıhini okuyunca anlarsın,
Muhammed Rebhamiye, ne büyük âlim dersin.

Şeyhul-ekber, Geylani, öğren Behaeddini,
böyle zatlar korumuş, yıkılmaktan bu dini.

Mevahib, her eserde, adı geçen kitabtır,
Resuli müctebayı, uzun uzun anlatır.

menkıbeler pınarı, Çihar-ı yar-ı güzin,
İhtiyacı çok ona, kararan kalbimizin.

Merakıl-felah ve Mevkufat kıymetlidir,
Mecmua-yı zühdiyye, sana çok şey öğretir.

Marifetnameyi gör, İbrahim Hakkıyı bil,
çok oku Birgiviyi, sanma faydalı değil.

Tercüme-i halleri, tanınmış Evliyanın,
içinde anlatılmış, Reşehat, Nefehatın.

Berekat-ı Ahmedi, Mucizat-ül-Enbiya,
ne güzel yazılmıştır, Hadika-tül-Evliya.

Dürri yektayı da gör, hem Umdet-ül-İslamı,
Miftahul-Cenneti, Ey Oğul İlmihalini.

Rabıta risalesi, tesavvufu bildirir,
musannifi esseyyid Veli Abdülhakimdir.

Daha nice kitap var, denizde inci bunlar,
Rahmeti Hakta olsun, her birini yazanlar.

Bizlerden selam eyle, ya Rabbi, sen onlara,
kolaylık ver onların yolunda olanlara!.


Süs ve ziynetine bakma

Gel aldanma bu dünyaya, sonu viran olur, bir gün,
senin bu sürdüğün demler, elbet yalan olur, bir gün.

***

Gel ey âkıl visal iste, uyan artık hevâdan geç!
heman ruyi cemal iste, yeter, hubbi sivâdan geç!

Gönül mülkün tertemiz et, gider kirleri, pasları,
hülus ile ibadet et, ucub ile riyadan geç!

Bilirsin, bu fenâ mülkü, değildir kimseye bâki,
bekâyı lâ yezâl iste, bu mülkü bi vefâdan geç!

Paraya pula aldanma, seni avlamasın dünya!
süs ve ziynetine bakma, çürük olan binadan geç!


Seviyorum Rabbim seni

Aşkın aldı benden beni,
seviyorum Rabbim seni!
Senin sevgin, pek tatlıymış,
seviyorum Rabbim seni!

Ne varlığa sevinirim,
ne yokluğa yerinirim.
Aşkın ile zevklenirim,
seviyorum Rabbim seni!

Emrettin ibadetleri,
Övdün iyi hasletleri,
verdin sonsuz nimetleri,
seviyorum Rabbim seni!

Ne nankörsün ahmak nefsim
Zevki için, bana kıydın!
Ben hakiki zevki buldum,
seviyorum Rabbim seni!

İbadetlere yapışmak,
dünya için de çalışmak,
Maksadım sana kavuşmak
seviyorum Rabbim seni!

Sevmek lâfla olmaz Hilmi,
Rabbin, çalışınız dedi.
Hâlinden de anlaşılsın;
seviyorum Rabbim seni!

İslam düşmanları nice,
çatıyor dine sinsice.
Çalış sen de gündüz gece,
seviyorum Rabbim seni!

Aşık tembel oturur mu?
Maşuka toz kondurur mu?
Düşmanı sustur da, söyle:
Seviyorum Rabbim seni!


Secdeye bükülen beller yanar mı?

Şunlar kim, burada, gönüller yapar,
zekatını verir, hem, fakire bakar,
Alışta-verişte sünnete uyar,
İslamiyet’i gözeten eller yanar mı?

Hevâ ve hevesten kendini kurtaran,
Allah korkusundan benzi sararan,
Namazın dünyada tadını alan,
Secdeye bükülen beller yanar mı?