İMÂM-ZÂDE MEHMED EFENDİ

Kanunî Sultan Süleymân zamanında yaşamış âlim ve kadılardan. Doğum târihi hakkında kaynaklarda bilgi verilmemektedir. Babası İmâm olduğundan, İmâm-zâde Mehmed Efendi diye meşhûr oldu. 973 (m. 1565) senesinde İstanbul’da vefât etti. Okmeydanı’ndaki zaviyede Vâ’iz Sinân Çelebi’nin kabri yakınına defnedildi.

Babası Mahmûd Paşa Câmii’nde İmâm idi. Sâlih ve zühd sahibi bir zât idi. Sâlih kimselerle beraber bulunurdu, önce İbn-i Kemâl Paşa’dan ilim öğrendi. Daha sonra Kadri Efendi’nin yanında bulunup, ondan ilim tahsil etti. Önce Kütahya’da Vâhid Paşa Medresesi’ne müderris oldu. Bunun Vâcidiyye Medresesi olduğu da söylenir. Daha sonra terfi ettirilerek İnegöl müderrisi oldu. Oradan da Yıldırım Hân Medresesi’ne ta’yin edildi. 946 (m. 1539) senesinde Molla Cürcan yerine Gebze’de Mustafa Paşa Medresesi’ne müderris oldu. 953 (m. 1546) senesinde Hoca Kayını Mehmed Efendi yerine Üç Şerefeli Medresesi’ne, 954 (m. 1547) senesinde Üsküdar’da bulunan Mihrimâh Sultan Medresesi’ne müderris oldu. O zaman bu medrese yeni yapılmıştı. Molla Mehmed Efendi Mihrimâh Sultan Medresesi’nin ilk müderrislerindendir. 955 (m. 1548) senesinde Pervîz Abdullah Efendi yerine Sahn-ı semân medreselerinden Karadeniz cihetindeki Çifte Başkurşunlu Medrese’ye ta’yin olundu. 958 (m. 1551) senesinde Abdülkerîm-zâde yerine Yavuz Sultan Selîm Medresesi’ne müderris oldu. 959 (m. 1552) senesinde Emîr Hasen Niksârî yerine Haleb kadısı olan Molla Mehmed Efendi, 961 (m. 1554) senesinde vazîfesinden alındı. 972 (m. 1564) senesinde Tâceddîn Efendi yerine Amasya’daki Sultan Bâyezid Medresesi müderrisliği ve Amasya müftîliğine atandı. Burada müzmin bir hastalığa yakalandı. Vazifesini yapamaz hâle gelince, yerine Bağdâdî-zâde Ahmed Çelebi ta’yin edildi.

İmâm-zâde Molla Mehmed Efendi çok sâlih bir zât olup, takvâsı ile meşhûrdu. İslâmî ilimler ile zamanındaki fen bilgilerini çok iyi bilirdi. İlmi ile amel eden ihlâs sahibi âlimlerdendi. Dâima hak ve hakîkati söyler, bu husûsta kimseden çekinmezdi. İslâmiyetin emir ve yasaklarına uymak için çok dikkat ederdi. Vera’ ve takvâda çok aşırı idi. Şüpheli şeylerden şiddetle kaçınırdı. Hattâ şüpheli olmak korkusuyla mübahların bile bir kısmını terkederdi. Mehmed adında bir oğlu vardı. Müderris olup, Üsküdar ve Bağdad kadısı oldu. Bağdad dönüşü Haleb’e gelirken yolda vefât etti. Babası gibi sâlih ve iffetli idi.

Kanunî Sultan Süleymân Hân, 961 (m. 1553) senesinde Nehcüvân seferine çıkınca, Molla Mehmed Efendi, o zamanın büyük âlimlerinden Şeyhülislâm Rükneddîn Zekeriyâ ile görüşmüş ve ilmî sohbetlerde bulunmuştur. Şöyle bir hâdise anlatılır Molla Mehmed, 940 (m. 1533) senesinde Bursa’da Yıldırım Hân Medresesi’nde müderris iken, Kara Dâvûd Efendi Bursa kadısı idi. Birgün Kara Davud’un meclisinde İmâm-zâde Mehmed Efendi zikredildi. Orada bulunanların kimi zühdünden, kimi sâlih bir kişi olmasından, kimi de çok kanâat sahibi olmasından bahsetti. Orada bulunanların hepsi onu medh-ü-senâ ettiler. Yazdığı kıymetli eserlerinden bazıları şunlardır: 1- Beydâvî tefsîrine haşiye, 2- Kâfiye tercümesi, 3- Misbâh tercümesi, 4- Avâmil tercümesi. Bu eserlerini, oğluna Arabca öğrenirken yardımcı olması için tercüme etmişti. Arabca ve Farsça şiir söyler ve yazardı. Türkçe’yi olduğu kadar, Arabca ve Farscayı da çok iyi bilirdi.

¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye zeyli (Atâî) sh. 51, 52

2) Sicilli Osmanî cild-4, sh. 116

3) Osmanlı Müellifleri cild-2, sh. 19

 


www.ehlisunnetbuyukleri.com