ÜÇBAŞ (Nûreddîn Hamza bin Atâullah)

Osmanlı âlimlerinden. İsmi, Nûreddîn Hamza bin Atâullah’tır. Üçbaş diye bilinir. Sakarya iline bağlı Karasu ilçesinin Üçbaş köyünde doğdu. Ancak doğum târihi bilinmemektedir. 940 (m. 1533) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri İstanbul’da, Atîk Ali semtinde yaptırdığı Üçbaş Mescidi’nin bahçesindedir.

Zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil ettikten sonra, Molla Muarrif-zâde’nin hizmetinde bulundu. Onun sohbetlerinden istifâde edip ilmî olgunluğa eriştikten sonra, sırasıyla; Manisa Medresesi, İznik Medresesi ve İstanbul Ebû Eyyûb el-Ensârî Medresesi’nde müderrislik yaptı. Daha sonra Edirne Üçşerefeli Medresesi’ne müderris ta’yin olundu. Bu medreselerde ilim öğretip insanlara faydalı olmakla meşgûl iken, Sultan İkinci Bâyezîd Hân’ın Amasya’da yaptırdığı medresede müderris olarak vazîfelendirildi. Bir müddet Amasya müftîliği vazîfesini de yürüten Nûreddîn Hamza bin Atâullah, müderrislik ve müftîliği bırakıp emekli oldu. İstanbul’da vefât etti.

Nûreddîn Hamza bin Atâullah Efendi, âlim, faziletli bir zât idi. Birçok ilimlerde ve fıkıh ilminde ihtisas sahibi idi. Güzel ahlâk sahibi olup, insanlardan uzak ve sâde bir hayat yaşardı.

Süslü elbiseler giymekten kaçınır, eski elbiseler giyerdi, İlim ehlinin bir yere giderken at ile gitmesi usûl olduğu hâlde, o yürüyerek giderdi. Çok zengin olup, sayılamayacak derecede mal sahibi idi. Bu malından, fakir ve fukaraya ihsân ederdi. Hattâ İstanbul’da Üçbaş Mescidi diye bilinen bir mescid ve bu mescidin çevresinde, fakirlerin ve ilim öğrenen talebelerin kalabileceği hücreler ve medrese yaptırmıştı. Mîmâr Sinân’ın eseri olan mescid ve hücreler, bugün de mescid ve talebe yurdu olarak kullanılmaktadır.

Nakledilir ki: Kanunî Sultan Süleymân Hân’ın vezirlerinden İbrâhim Paşa, birgün Nûreddîn Hamza Efendi ile sohbet ederken; “Sizin altın gümüş ve paraya karşı ilginiz var. Fakat onları hayır ve hasenata çok sarf ediyorsunuz. Bu nasıl oluyor?” dedi. Nûreddîn Hamza Efendi ise cevâbında; “Evet, altın, gümüş ve parayı çok sever görünüyorum. Çünkü onunla âhıretimi kazanırım. Ya’nî bu elde ettiğim paralarla hayr işleri yapıp, âhıreti kazanmaya çalışırım.” buyurdu.

¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye tercümesi (Mecdî Efendi) sh. 401

2) Sicilli Osmanî cild-4, sh. 581


www.ehlisunnetbuyukleri.com