Uğurlandı böylece o mutlu büyük kervan.
Ayrılıp, bir huzurla yoluna oldu revan.
Yolcular gördüler ki bu sefer müddetince,
O Server'in başının üstünde, gündüz gece,
Bir bulut gölge yapar Onu takib ederek.
Yine kuş suretinde bulunur iki melek.
Bir ara iki deve, gayet yorulmuşlardı.
Bunun için kervandan geride kalmışlardı.
Onlara, eli ile dokununca o Server,
Bir anda süratlenip, öne geçiverdiler.
Kervan, Busra denilen yere vardı nihayet.
O manastır yanında, konakladı bir müddet.
Rahip Bahira ölmüş, yerine, ondan sonra,
Başka biri gelmişti, ismi, rahip Nestura
Bu rahip, Meysere’yi çağırıp sordu bizzat.
Dedi: (Kimdir şu ağaç altında oturan zat?
Zira şimdiye kadar, bu yerde, hiçbir zaman,
Peygamberlerden başka olmamıştır oturan.
Hem de O oturunca o ağacın altında,
Kuru iken, yeşerip, yapraklandı anında.)
Meysere, o rahibi tasdik edip ve hemen,
Dedi: (O, bir zattır ki Kureyş kabilesinden,
Şerefli bir kimsedir, gayet asil ve emin.
Onun gibi bir kimse görmedi ruy-i zemin.)
Rahip, hayret içinde, sordu ki ona tekrar:
(Kırmızılık var mıdır gözlerinde bir miktar?)
(Evet vardır) deyince, hayreti arttı daha.
Dedi: (Ben, şimdi yemin ederim ki Allah'a,
Bu kimse, ileride Peygamber olacaktır.
En son gelecek olan son Peygamber, bu zattır.
Ne olaydı, bu zatın nübüvvet zamanına,
yetişip, bir hizmette bulunsaydım zatına.)
Busra’nın pazarında mal satarken o Server,
Yine bir yahudiyle karşılaştı bir sefer.
Yahudi, Onda olan bu güzel hasletleri,
Görüp, incelemeye başladı o Server’i.
Yani ahır zamanda gelecek Peygamberin,
Evsafını, üstünde görerek o Server’in,
Halini daha iyi anlamak gayesiyle,
Dedi ki: (Alış veriş yaparım ben seninle.
Lakin Lat ve Uzza’ya yemin et, inanayım.
O zaman senin ile bir ticaret yapayım.)
Buyurdu: (Ben onlara katiyen yemin etmem.
En çok nefret ettiğim şeylerdir o putlar hem.)
Yahudi feryad edip, seslendi ki bu sefer:
(İşte ahir zamanda gelecek son Peygamber!
Bilin ki, bu, ilerde Peygamber olacaktır.
Âlemi, karanlıktan nurlara boğacaktır.)