VELİYYÜDDÎN (Ahmed bin Ahmed)

Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. İsmi, Ahmed bin Ahmed bin Abdülhâlık bin Abdülhayy es-Süyûtî el-Kâhirî olup, lakabı Veliyyüddîn’dir. 813 (m. 1410) senesi sonlarında, Kâhire’deki Nâsıriyye Medresesi’nde doğdu. 891 (m. 1485) senesi Safer ayının onsekizinde, Pazar gecesi vefât etti. Ertesi gün kılınan cenâze namazına, çok kalabalık bir cemâat katıldı. Sa’îd-üs-süadâ Sûfiyyesi’nin mezarlığına defnedildi.

Veliyyüddîn Ahmed, Fakîh Hasen el-Amilî’nin yanında, Kur’ân-ı kerîmi, fıkıh ilmine dâir el-Umde ve el-Minhâc kitaplarını, ayrıca Cem’ul-cevâmi’ ile Elfiyetü İbn-i Mâlik’i ezberledi. Bu ezberlerini Veliyyüddîn Irâkî’ye ve ba’zı âlimlere okudu. Cemâlüddîn Abdullah İbni Alâüddîn Ali el-Hanbelî’nin yanında da İbn-i Hişâm’ın “Es-Sîre adlı eserini ve diğer eserlerini başından sonuna kadar okudu. İbn-i Hacer el-Askalânî, İbn-i. Cezerî, İbn-i Mısrî, Zeynüddîn Zerkeşî, Mecdüddîn İsmâil, Şihâbüddîn el-Vâsıtî, et-Telvânî, İbn-i Tahhân, İbn-i Berdis ve birçok âlimden hadîs-i şerîf dinledi. Muhibbüddîn bin Nasrullah’dan Sahîh-i Buhârî’yi okudu. Şerefüddîn Sübkî’den fıkıh ilmini öğrendi. Ferâiz ilmini Ebü’l-Cûd el-Benbî’den öğrendi. Ayrıca; Mecdüddîn el-Bermâvî, Şemsüddîn el-Hicâzî, el-Vefâî, el-Kayânî, Burhânüddîn el-Ebnâsî el-Hınnâvî ve Alemüddîn Bülkînî’den de ilim öğrendi.

Veliyyüddîn Ahmed, ilmî tahsilini tamamladıktan sonra, Sahrîc Mencik’te imamlık, hocası Sübkî’den sonra Tabressiyye Medresesi’nde müderrislik, Cemâliyye Medresesi’nde hem tasavuf hocalığı hem de baş müderrislik vazîfesi yaptı. Ayrıca İbn-i Tûlûn Câmii’nde Necmüddîn bin Kâdı Aclûn’un isteğiyle fıkıh hocalığı, Nâsıriyye Medresesi’nde Ebü’l-Adl el-Bülkînî’den sonra hocalık ve Dâr-ül-Adl müftîliği yaptı. Sultânın önünde, Celâlüddîn İbn-ül-Emânet’in yerine hadîs-i şerîf okudu. Ayrıca birçok yerlerde idârecilik yaptı.

Veliyyüddîn Ahmed, tevâzu sahibi, akıllı, yaşamasında orta hâlli davranan, ibâdet yapmayı ve geceleri namaz kılmayı çok seven bir zât idi. Defalarca hacca gitti. En son olarak 870 (m. 1465) senesinde hacca gitmiştir. Emînüddîn el-Aksarâyî’nin ta’yiniyle kadı oldu. Bu vazîfede iken, vakıflar ile ilgili bir tetkik sonucu, bu vakıflardan hakkı olanlarla, hakkı olmayanları ayırdı. Bir süre sonra bu görevden azledildi. Vefât edinceye kadar bir vazîfe almadı.

¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

1) Ed-Dav-ül-lâmi’ cild-2, sh. 210


www.ehlisunnetbuyukleri.com